ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi rekabet kızışıyor. Demokratlar anketlerdeki avantajlarını ve geçmiş seçim eğilimlerini öne çıkarırken, Cumhuriyetçiler finansal güçleriyle dengeyi değiştirmeyi hedefliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın düşük popülaritesi ve erken oy kullanma verilerindeki hareketlilik de seçim sürecinin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.
Washington Post, Kongre kontrolünden yasama gündemine ve 2028 başkanlık yarışına kadar etkili olabilecek dört farklı seçim senaryosunu analiz etti.
Demokratların güçlü bir seçim zaferi elde etmesi ihtimali öne çıkan senaryolardan biri olarak değerlendiriliyor. Cook Political Report verilerine göre, Demokratların hedeflediği bölge sayısının 46’ya yükseldiği belirtiliyor. Halk oylamasında 10 puanlık bir farkın partiye 33 ek sandalye kazandırabileceği öngörülüyor.
Bu tablonun oluşması halinde, sonuçların 2006 ve 2018 yıllarındaki büyük seçim dalgalarına benzerlik gösterebileceği ifade ediliyor.
Senato’daki mücadelede de çekişmeli bir tablo öngörülüyor. Alaska, Iowa, Maine, Michigan, New Hampshire, Ohio ve Teksas gibi kilit eyaletlerdeki anketlerde Demokratların önde olduğu belirtiliyor. Kansas ve Nebraska gibi geleneksel Cumhuriyetçi eyaletlerde dahi mevcut senatörlerin ciddi muhalefetle karşılaştığı ifade ediliyor.
Seçimlerin yerel yürütülmesine rağmen federal müdahale iddiaları ve kolluk kuvvetlerinin oy verme merkezlerine gönderilebileceği ihtimali, seçim güvenliği tartışmalarını alevlendiriyor. Seçim yetkilileri, siber saldırılar, fiziksel aksaklıklar ve seçim sonuçlarının ardından yaşanabilecek hukuki mücadelelere karşı tatbikatlar gerçekleştiriyor.
Sağcı aktivistlerin acil durum yetkileri çağrıları ve geçmiş seçim sonuçlarına yönelik şüpheci yaklaşımlar, seçim günü ve sonrasında hukuki anlaşmazlıklar ve anayasal gerilimler yaşanabileceği endişelerini artırıyor. 3 Kasım’a kadar seçime katılımın şekillenmesi ve kararsız seçmenlerin tercihleri, hangi senaryonun gerçekleşeceğini belirleyecek.
Reklam & İşbirliği: [email protected]